Melek Zeynep Bulut: Açık Yapıt’ı üç farklı sergide sunduk

Performansa açık, deneysel bir soyut mekan kurgusu olan son eserini anlatan Melek Zeynep Bulut, “Açık Yapıt“ı üç farklı sergide, üç farklı küratöryel üslupta sunduklarını belirterek, eseri bir kadim anıt soyutlaması olarak tanımladı.

Sanatçı, eserin kısa sürede uzun bir yolculuk yaptığını aktararak “Eserimizi ilk kez Londra Tasarım Bienali’nde tarihi Somerset House’un avlusunda sergiledik. Orada tarihi bir zeminle, hikaye ile ilişki söz konusu idi ve birbiri ile çok iyi ilişki kuran bir zemin-yerleştirme ilişkisi oldu. Bu sergimizde ilk günden çok güzel, güçlü reaksiyonlar aldık ve serginin neticesinde de halk oylamasıyla belirlenen bir ödüle layık görüldük. Bu da çok kıymetliydi. Hemen ardından Londra Tasarım Festivali ile birlikte sergiledik eserimizi. Thames Nehri üzerinde Londra silüetinde bu kez ‘asılı, hayalet bir anıt’ idi Açık Yapıt. Burada zaten çok ikonik bir sergileme gerçekleşti. Bu sergi, eserin kendi bağlamını derinden anlatan çok iyi bir fırsat oldu. Eser, hem iki farklı zeminde ayrı içeriklere oturmasıyla hem de iki tema ile temadan da bağımsız nasıl ilişki kurduğunu göstermiş oldu bize. Bulunduğu her yere hem ait hem de hiç ait olmayan bir bağlam, zira temelini dahi yanında götüren, zemine bağlanmayan bir anıt. Yapıt, bu sergilemeyle ‘Mayor of London’ ve ‘Victoria Albert Müzesi’ gibi değerli oluşumların ev sahipliğinde hazırlanan ve etkili işlerin listelendiği Kırmızı Kitap’a girdi” ifadelerini kullandı.

Tasarım Festivali boyunca serginin İngiltere’de kalması yönünde çeşitli teklifler aldıklarını aktaran Bulut, “Hem halkla buluşan hem modern bir kamusal sanat işi, hem etkileşime açık hem de kadim tavra bürünen bir eser olduğu için çok farklı kimliklerde ziyaretçileri aynı anda ağırladık. Okullardan, müzelerden çok fazla ziyaretçi aldık. Yani şehirle yeterince etkileşime girmiştik. Bu sebeple hem Londra’daki resmi kurumlardan, hem uluslararası başka organizasyonlardan hem de çeşitli müzelerden sergileme, iş birliği yönünde teklifler aldık. Ancak 100. yıl kutlamaları kapsamında Türkiye’den bir davet gelince elbette burada olmayı seçtik, bizim için çok daha değerli oldu. Bu sebeple eserimizin üçüncü durağı Atatürk Kültür Merkezi oldu” diye konuştu.

Sanatçı, eserin birleştirici yönüne de dikkati çekerek, “Hem akademik camiadan hem kültür otoritelerinden hem de toplumun her kesiminden, ziyaretçilerden çok güzel geri dönüşler aldık. Bu birleştiricilik bizler için çok değerli” dedi.

Eserin varoluşsal zemine dair bir şeyler söylemek derdinde olduğunu vurgulayan Bulut, “Kendini maddeyle gösteren ancak bir yandan da tüketilmesine izin vererek maddeyi itibarsızlaştıran, maddeyi, cismi yüceltmeyen yani anlama, varlığın kendisine yoğunlaşan bir iş. Bu aynı zamanda tüm bu kavramları şöyle nazikçe, fikirle sallamak, seslendirmek anlamı taşıyor” ifadelerini kullandı.

Melek Zeynep Bulut, eserin gördüğü yoğun ilgiye de değinerek, “AKM sergisi, beklediğimizden çok daha ses getiren, şehir dışından dahi insanları ağırlayan bir sergi oldu. Umarım Türkiye kamusal sanatına değerli bir katkısı olmuştur. AKM’deki küratöryel yaklaşımımız ise adına ‘dünya’ dediğimiz tüm bu katılığa idi. Tüm bu kent sıkışıklığı içerisinde temelini yanında götüren, köklenmeyen bir anıt var elimizde. Hem her yere ait hem de hiçbir yerin değil. İnsanoğlunun zeminle ilişkisine de güzel atıfları var. Eserin, bu kadar insana hitap etmesinin sebebinin hepimizin bilinçaltındaki ortak formlara temas etmesi, anlamlarla buluşması olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Tasarladığı eserlerin sisteminin bağlam ve teknik olarak insan bedeninin bir mekanizması gibi davranmasını öncelediğine değinen sanatçı, şu bilgileri verdi:

“Açık Yapıt’ta akustik ve strüktür tasarım birleşiyor. Omurga dediğimiz strüktür aslında başka hareketleri de doğası gereği beraberinde getiriyor ve bu hareket mekanizmaları bizler için çok önemli ipuçları, ilhamlar barındırıyor. Bu eserde de böyle bir strüktürel kurguya özen gösterdik. Onunla karşılaşan, temas eden herkesin, rüzgarın dahi yönetebildiği ama aynı zamanda kendi formundan çıkmayan bir niteliğe sahip.”

Sergiyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretiyle kapattıklarını dile getiren mimar, “Bizim için çok gurur verici ve mutlu olduğumuz bir ziyaret oldu. Eseri kendisine anlattım. Çok olumlu yorumlarda bulundu, mutlu oldu. Tebrik ve takdir etti. Bizim için çok değerli bir hatıra oldu. Aslında Açık Yapıt ardı ardına sergiler yapmayı planladığımız bir eser değildi. Ancak sergilerin gördüğü ilgi, ödül, kitaplar ve ardından gelen tekliflerle süreç şekillendi, eseri çeşitli mekanlarda sergiledik ve aslında eserin bağlamında da temelini yanında götüren, köklenmeyen bu bağlam kendini çalıştırmış oldu. Bundan sonraki yolculuğu sürpriz olsun hep birlikte görelim” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x